Ey milletin derdine derman arayanlar! Burada ThackingX olarak karşınızdayım, ve size AKP hükümetine biraz ince ince dokundurarak birkaç kelam etmek istiyorum. Hazırsanız, başlayalım!
Ee, bu kaosun içinde ne yapacağız?” diye soruyordur tabii ki. Bakın, şimdi size nasıl bir yol haritası çizelim, nasıl her şeyi toparlayıp ışıklı yarınlara koşalım, bir anlatayım. Mizahı elden bırakmayalım ama… Neyse, kemerlerinizi bağlayın, başlıyoruz!
Ama öyle “Hadi laik olalım” demekle de olmuyor. Laiklik ne demek? Yani devlet işine karışan din değil, Instagram’dan fetva verenler değil! Eline alan mikrofonu “Hadi dua edin” diyor, yahu dua tamam da, bir de işe yarar politikalar lazım değil mi? Gerçi onlar dua deyince mucize bekliyorlar, mucizeyle geçinmeye çalışan nesil yetiştiriyorlar ama biz Atatürk’le mucizelere değil, bilime, akla, eğitime güveneceğiz. Neyse, devam...
Ama yetmez! Bilim, teknoloji, robotlar, yapay zekâ derken Atatürk’ün modernleşme vizyonunu orduya da entegre edeceğiz. Gelecek nesil komandolar, lazer silahları, dronlarla gezen ordu olacak, ama şimdilik en azından göçmen krizine bir el atsınlar da, millet nefes alsın.
Sevgiler, ThackingX (Yarınlara bakıyoruz, ama ışık tutarken göz kamaştırmamaya çalışın)
Türkiye’nin Sosyopolitik Yokuş Aşağı Yolculuğu: Ülkem Nereye Gidiyor?
Bir zamanlar modern, laik, ve Batı’ya dönük bir Türkiye vardı hani, hatırlayanlar? Valla, artık "laik" kelimesi sözlükten kayboldu, "modern" desen tam bir küfre dönüştü. Televizyonu açıyorsun, bir bakıyorsun, "Survivor Türkiye – Suudi Arabistan Special Edition." Arap yapımlarının önlenemez yükselişi sayesinde halk olarak neyi izlediğimizi bile şaşırdık! Bir de şöyle güzel bir durum var, İstanbul’un Arnavut kaldırımlarında yürüyen o şık, zarif insanlar yerine, artık sokak sanatçılığıyla geçinen yabancı arkadaşlar var. Hani şu müzik yapanlar, dans edenler... Müzik kulağınız varsa uzaklaşmanızı tavsiye ederim.AKP’nin “Din Tüccarları” ve Halkı Uyutma Operasyonu
Din tüccarları... Bakın, adamlar işini iyi yapıyor, hakkını yememek lazım. Bütün ülkede "Dinle halkı uyutma" görevini üstlenmişler. Eğitim sistemini öyle bir hale getirdiler ki, yakında çocuklara matematik öğreteceklerine dua nasıl edilir diye ders verecekler. Allah korusun! Yani eğitimde reform yaptık diye diye, laikliği kuşa çevirip dini öğreti diye önümüze koydular. AKP hükümeti sağ olsun, din üzerinden siyaset yaparak halkı öyle bir manipüle ediyor ki, sanırsın her mahallede bir mini Vatikan açılacak. Ekmek mi? Ekmek yoksa dua var, abicim! Bu yeni nesil, "dua et aç kalmazsın" diye yetişiyor. O kadar abartmışlar ki, insanlar kendini aç hissedince ‘Acaba dua mı eksik kaldı?’ diye düşünmeye başlayacak yakında!Göçmen Krizi: Türkiye mi Yoksa Yeni Arabistan mı?
Bildiğiniz gibi kaçak göçmenler sayesinde Türkiye bir "uluslararası çorba" haline geldi. Suriyeli, Afgan, Pakistanlı derken mahalle aralarında Türkçe duymak neredeyse imkansız oldu. AKP hükümeti de sağ olsun, bu konuda ne yaptı? Hiçbir şey! Tam tersine, bir de göçmenleri kalıcı yapmak için politikalar üretmeye başladılar. Türk halkı sokakta dolaşırken "Burası hala Türkiye mi?" diye sormaya başladı, o kadar yani. Artık sokağa çıkarken pasaport almayı düşünmek bile normalleşti. Hükümetin cevabı mı? "Çeşitlilik güzelliktir." Çeşitlilik tamam da, bu biraz fazla değil mi sayın yetkililer?Atatürk’ün Mirası: "Hele Bir Gitsin de Biz Ne Yapıyoruz O Zaman Görün!"
Atatürk’ün mirası... Yok yok, artık Atatürk'ün adı bile "şüpheli" sayılır oldu. Ne oldu o modern Türkiye vizyonuna? AKP hükümeti, Atatürk'ün vizyonunu resmen depoya kaldırdı, üzerine de "Bir daha açılmasın" tabelası astı. Genç nesiller, Atatürk’ü okul kitaplarında değil, belgesellerde görür oldu. Kendi tarihine bu kadar yabancılaşmış bir nesil yetiştirmek gerçekten büyük başarı. Zaten muhalefet desen... Yok be kardeşim, ne muhalefeti? Hükümetin her hareketini alkışlamaktan başka bir işe yaramayan bir muhalefet var karşımızda. O kadar etkisizler ki, sokakta “Muhalefet nedir?” diye sorsan, espri zannederler.Sonuç Olarak: “Türkiye Hâlâ Türkiye mi?"
Hükümetimiz sağ olsun, Türkiye'yi tanınmaz hale getirdi. Bir zamanlar modernleşme projesiyle Avrupa'ya göz kırpan bu ülke, şimdi hızla Araplaşan, din tüccarlarının elinde oyuncak olmuş bir hale geldi. Gençler umutsuz, halk sessiz. Sormamız gereken tek bir soru var: "Türkiye hâlâ Türkiye mi?" Yoksa bu, hükümetin "Gözlerini kapat, dua et geçer" projesi mi? AKP hükümeti durur mu? Durmaz! Yola devam, ama nereye? İşte orası meçhul.Atatürk'le Aydınlığa: Dua Değil, Akıl Kurtarır!
Ee, bu kaosun içinde ne yapacağız?” diye soruyordur tabii ki. Bakın, şimdi size nasıl bir yol haritası çizelim, nasıl her şeyi toparlayıp ışıklı yarınlara koşalım, bir anlatayım. Mizahı elden bırakmayalım ama… Neyse, kemerlerinizi bağlayın, başlıyoruz!
Atatürk’ün “Yol Haritası”: Modern Türkiye’ye Geri Dönüş
Valla, bu işin çözümü Atatürk’ten geçiyor arkadaşlar. Adam bir yüzyıl önceden bugünleri görmüş resmen! “Modernleşelim, laik kalalım” demiş ama o zaman kimse “Abi sen ne yapıyorsun, gelecekte AKP var” dememiş tabii. Biz şimdi dönelim mi bu modernlik yoluna? Dönelim! Çünkü başka türlü bu iş olmaz. Bakın, Atatürk bir ideoloji değil, çözüm makinesi. Onun ilkelerine yapışmadan şu anki bataklıktan çıkmak zor.Ama öyle “Hadi laik olalım” demekle de olmuyor. Laiklik ne demek? Yani devlet işine karışan din değil, Instagram’dan fetva verenler değil! Eline alan mikrofonu “Hadi dua edin” diyor, yahu dua tamam da, bir de işe yarar politikalar lazım değil mi? Gerçi onlar dua deyince mucize bekliyorlar, mucizeyle geçinmeye çalışan nesil yetiştiriyorlar ama biz Atatürk’le mucizelere değil, bilime, akla, eğitime güveneceğiz. Neyse, devam...
Modern Ordu, Sımsıkı Yönetim
Yahu Atatürk sadece bir asker değil, aynı zamanda “Nasıl sağlam ülke olunur?” konulu masterclass vermiş bir adam! Şimdi bize lazım olan şey de modern, laik bir ordu! Ama orduyu “Hadi biraz yürüyelim de halk alkışlasın” diye değil, gerçekten işini yapan bir kurum olarak görmek lazım. Göçmen kriziyle boğuşurken bile, ordunun aktif rol oynaması şart. Yani, kaçak göçmenler bizim mahallede futbol oynuyor, sen bakıyorsun sadece. O işler öyle olmaz! Sınır güvenliği de ordunun işi, iç huzuru sağlamak da.Ama yetmez! Bilim, teknoloji, robotlar, yapay zekâ derken Atatürk’ün modernleşme vizyonunu orduya da entegre edeceğiz. Gelecek nesil komandolar, lazer silahları, dronlarla gezen ordu olacak, ama şimdilik en azından göçmen krizine bir el atsınlar da, millet nefes alsın.
Din Tüccarlarına Dur Demek!
Bir de şu "din tüccarları" meselesi var... Atatürk ne demiş? “Ey milletim, dini devletten ayırın, herkes rahat etsin!” Şimdi, devletin her köşesinde din var, ama bu milletin tenceresi kaynamıyor. Dinin siyasete alet edilmesi, halkın duygularının sömürülmesi yetti artık. Hükümet sağ olsun, her seçimde "Biz gelince cennete gideceksiniz!" diye vaat veriyor ama bakıyoruz, milletin bir ayağı uçuruma kaymış. O yüzden önce laikliğe geri döneceğiz! Devlet işlerini dine bırakmak yok. Din tüccarlarını siyasetten çıkardığımız gün, zaten bu ülke rahatlayacak.Göçmen Krizini Çözmek: Bu İş Zor Ama Olur!
Ve gelelim demografik yapının bozulması konusuna. Arkadaşlar, bir baktık ki, ülke Suriyeli, Afgan, Pakistanlı derken dolmuş taşmış. Şehirde Türkçe konuşan kalmadı neredeyse. AKP de bu durumu izlemekle yetiniyor. Ama ThackingX olarak ben diyorum ki, önce sınırları kapatacağız, sonra içerideki kaçak göçmenleri tespit edip düzenleyeceğiz. Yani misafirlik tamam da, bu kadar uzun misafirlik olmaz!Sonuç: Atatürk’le Aydınlık Yarınlara!
Atatürk’ün izinden gitmek sadece geçmişe özlem falan değil kardeşim, bu ülkenin geleceği için tek kurtuluş. Laiklik, modernleşme, güçlü ordu ve akılcı yönetimle Türkiye’yi yeniden o eski güçlü günlerine döndüreceğiz. Ama önce şu din tüccarlarını sahneden indirip, demografik yapıyı toparlayacağız. Gerisi zaten kendiliğinden gelir. Öyle dua edip “Gelsin cennet” demekle olmaz bu işler, cenneti biz kendimiz inşa edeceğiz!Sevgiler, ThackingX (Yarınlara bakıyoruz, ama ışık tutarken göz kamaştırmamaya çalışın)
Bu içeriği görmek için giriş yapın.